Üye Girişi
 
Şifremi Unuttum

 13. Hukuk Dairesi 2016/14935 E. , 2019/5649 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı
nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca
temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
 
Davacılar vekili, davacıların evli olup ...'in 2010 yılında ikiz bebeklere hamile kaldığını, müvekkili ...'in
sağlık kontrollerinin düzenli olarak yapıldığı hastanenin davalı şirkete ait ...Hastanesi olduğunu,
davacının ikiz bebeklere hamile olup zor bir dönem geçirdiğini, Dr. ...'ın vajinal muayene sırasında
keselerden birinin patlamasına sebep olduğunu, Dr. ...'ın bu işlem sırasında dikkatsiz ve özensiz
davrandığını sonucunda her iki bebeğin alındığını, 20.01.2011 tarihinde tekrar hamile kaldığını,
03.05.2011 günü rutin kontroller sırasında vajinal muayenede açılma oldğunu ve acil serklaj yapılması
gerektiğinin belirtildiğini, ameliyathaneye alındığını ve operasyonun tamamlandığını, ancak sabah
09:00 civarı müvekkili ...'in suyu gelmeye başladığını ve Doç. Dr. ...'ın yapacakları bir şey olmadığını
bebeğin alınması gerektiğini söylediğini, müvekkillerinin hastaneye ve doktora güveni kalmayıp başka
bir hastaneye gittiklerini, Esenler ... Hastanesinde davacıyı muayene eden doktorun bebeğin yaşama
şansının olduğunu ve alamayacağını ifade ettiğini, daha sonra ... Tıp Fakültesi Hastanesinde doktorun
yeterince su olduğunu tespit ettiğini, bebeği alamayacağını söylediğini nihayetinde de müvekkilinin
06.07.2011 günü sağlıklı bir bebek dünyaya getirdiğini, müvekkillerinin ilk gebeliğinde gebeliğin
bebeklerin ölümüyle sonlanmasında Doç Dr. ...'ın kusur durumun tespitini, davacıların birinci ve ikinci
gebelik bakımından doktor hatası nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların ve zarar miktarının
tespitiyle davalılardan talep edilebilecek alacağın tam miktarının belirlenmesini, müvekkillerinin uğramış
olduğu maddi ve manevi zararların karşılığı olarak zararların değerinin tam ve kesin olarak
belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere 2.000,00 TL manevi tazminat, 2.000,00 TL
maddi olmak üzere şimdilik 4.000,00TL tazminatın davalılardan haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek
faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ,davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)(TBK
502.506)
Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de,
bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından
doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranma zorunda olup, en hafif
kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md)(TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı
içinde olan bütün kusurları hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi
açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir
şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde
19/12/2019 13:51 Yargıtay Bilgi İşlem Merkezi Müdürlüğü Tarafından Oluşturulmuştur. Sayfa 1
 
YARGITAY BAŞKANLIĞI
dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve
bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim
yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve
davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş
gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir.
Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1(TBK 510) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti
gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan rapor alınmıştır. Raporda ilgili hekimler ile
hastanenin herhangi bir kusuru olmadığı belirlenmiştir. Davacı tarafça rapora itiraz edilmiş ve Adli Tıp
Genel Kurulundan rapor aldırılması talep edilmiştir. Mahkemece Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun
raporuna itibar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak hüküm verilmiş ise de; ikinci gebelikte serklaj işleminin
yerindeliği, serklaj girişiminin gebelik kesesinin bozulmasına yol açıp açmadığını, sonrasında
bilgilendirmenin doğru yapılıp yapılmadığına ilişkin cevaplar yoktur. Bu durumda tanının, ameliyat
kararının doğruluğu ve yerindeliği tartışılmalı, hasta kayıtlarının düzenli tutulup tutulmadığına da yer
verilerek tatmin edici cevaplar verilmelidir. Hükme esas alınan rapor yeterli açıklamayı içermediği
anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, kadın doğumu konusunda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı
bir üniversiteden, akademik kariyere sahip üç (3) kişilik bilirkişi kurulundan, yukarıdaki saptamalar
ışığında davalı hekim ve hastaneye atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususlarında, nedenlerini
açıklayıcı, davacı tarafın itirazlarını karşılayacak mahiyette mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli
rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi
gerekirken; bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş
olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek
halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar
düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.