Üye Girişi
 
Şifremi Unuttum
Yasadışı organ naklinin önünü açan mahkeme kararına Türk Böbrek Vakfından tepki

 İstanbul'da karaciğer rahatsızlığı bulunan iki hasta, akraba dışı donörden karaciğer nakli olmak için İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'ne başvurdu. Müdürlük bünyesindeki Akraba Dışı Canlıdan Organ Nakli Başvuru Değerlendirme Etik Komisyonu, hastaların başvurularını, "akrabası olmayan kişiden yapılacak karaciğer naklinin etik açıdan incelenmesi sonucu 'alıcı ile verici arasında etik ve yasal olmayan bir durum bulunmadığı kanaati oluşmadığı' gerekçesiyle" nakilleri uygun bulmayarak, iki başvuruyu da reddetti.

Hastalar, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün ret kararlarının iptali istemiyle ayrı ayrı dava açtı.

İstanbul 5 ve 6. İdare Mahkemeleri, aynı gerekçelerle Akraba Dışı Canlıdan Organ Nakli Başvuru Değerlendirme Etik Komisyonu'nun ret kararlarını iptal etti.

İki mahkemenin de ortak gerekçesinde, Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun'da, bir bedel veya başkaca çıkar karşılığı, organ ve doku alınması ve satılmasının yasak olduğunun belirtildiği ve "18 yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur" hükmünün yer aldığı kaydedildi.

Bu kanuna dayanılarak hazırlanan Organ Ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği'nde de canlıdan organ naklinin, alıcının en az iki yıldan beri fiilen birlikte yaşadığı eşi ile dördüncü derece dahil kan ve kayın hısımlarından yapılabileceğinin hüküm altına alındığı, akraba dışı canlıdan organ naklinin koşullarının belirlendiği ifade edildi.

Gerekçede, dünyada ve Türkiye'de organ ve doku nakli yoluyla hastalıkların tedavisinin, giderek önemi artan, hayat kurtaran tıbbi uygulamalarda başarı oranları günden güne yükselen bir yöntem olduğu vurgulandı.

Yaşama ümidi kalmayan hastaların organ ve doku nakilleriyle iyileşme imkanı bulması nedeniyle organ ve doku naklinin öneminin de giderek arttığı ifade edilen gerekçede, "Organ ve doku temininde güçlükler yaşanması, bağışların yeterli düzeyde olmayışı gibi nedenlerle, bu hizmet alanında organ ve doku ticareti, kayıt dışı nakiller gibi suistimallerin yaşanabileceği, bu durumun alanın sıkı denetimini zorunlu kıldığı açıktır" denildi.

Gerekçede, ilgili yasal düzenlemelerle, "18 yaşını doldurmuş, mümeyyiz akraba dışı canlıdan organ bağışına ve nakline yasal engel bulunmadığı ancak bu bağışın bedel veya başkaca çıkar karşılığı veya insancıl amaca uymayan bir düşünce gibi etik ve yasal olmayan amaç ile yapılmasının yasaklandığı"nın açık olduğu belirtildi.

Etik kuralların, genel olarak, yazılı olmasına gerek olmayan, işin gereği ve ahlaki yönden topluma yararlılığı amaçlayan kurallar bütünü olduğu vurgulanan gerekçede, şu tespitler yapıldı:

"Ancak yine de bu kuralların yazılı olarak açıkça belirtilmesi gerekir. Bu konudaki nihai irade beyanının ortaya konulması sırasında da hukuka uygunluk denetiminin yapılması kapsamında bu hususların ibraz edilmesi zorunluluk arz etmektedir. Nitekim dünyada birçok uluslararası örgüt ve ulusal ülke mevzuatı tıbbi etik kurallarını açıkça düzenleme ve yazılı hale getirme ihtiyacı duymuştur. Olayda, davacıya akrabası olmayan kişiden yapılacak karaciğer naklinin etik açıdan incelenmesi sonucu 'alıcı ile verici arasında etik ve yasal olmayan bir durum olmadığı kanaati oluşmadığından' naklin uygun olmadığına karar verilmiş ise de bu yöndeki kararın tesisi sırasında 'uygun görülmeme' gerekçesi yazılı olarak belirtilmemiştir.

Böylelikle bu durumun somut bir şekilde ortaya konulamadığı gibi, organ bağışı ve naklinin bedel ya da başka bir çıkar karşılığı yasal ve etik olmayan bir amaçla yapıldığı yolunda hukuken geçerli ve somut herhangi bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı, diğer yandan davacının hastalığının tedavisinin ise sadece karaciğer nakli ile mümkün olduğu, yaşaması için bu yöntem dışında başkaca bir tedavinin de bulunmadığı dikkate alındığında, sadece karineye dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemde amaç ve sebep yönünden hukuka uyarlık görülmemiştir."

- Türk Böbrek Vakfı'ndan mahkeme kararına tepki

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk de canlıdan organ nakli konusunda "Etik Kurul Kararını" iptal eden mahkeme kararının çok önemli olduğunu söyledi.

Canlı vericiden bağış yolu ile nakil yapılabilen organların, böbrek, karaciğer ve kemik iliği olduğunu ifade eden Erk, Sağlık Bakanlığı Ulusal Organ Bekleme listesinde, 22 bin 320 böbrek, 2 bin 262 karaciğer bekleyen hasta bulunduğunu bildirdi. Erk, "Son dört yıldır, yıllık olarak yapılan toplam böbrek nakli sayısı yaklaşık 3 bin, karaciğer nakli ise bin 200'dür" dedi.

- "Organ bekleyen hastalar üçüncü şahıslardan organ tedarikine yönelebilir"

Erk, şunları kaydetti:

"Böbrek nakillerinin yaklaşık yüzde 78 canlı vericiden, yüzde 22 kadavradan gerçekleştirilmiştir. Canlı vericilerden yapılan böbrek nakillerinin yaklaşık yüzde 9'u akraba dışı olanlardan 'Etik Kurulu Kararı' ile gerçekleşmiştir.

Mahkeme, akraba dışı canlı vericiden organ nakline izin vermeyen 'Etik Kurul Kararını' iptal etmesi ile 2238 Sayılı Kanun'a dayalı olarak T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan 'Organ ve Doku Nakli Yönetmeliği'nde belirtilen, canlıdan organ bağışı ve naklinde ancak alıcının fiilen en az iki yıldan beri fiilen birlikte yaşadığı eşi ve dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından organ bağışı yapılabilmesi" yasal kuralını ortadan kaldırmaktadır.

Mahkeme kararları ile mevcut yasal kurallar ortadan kalktığı takdirde, yukarıdaki hasta sayısı, organ bekleyen hasta sayısı ve yılda yapılan organ nakli sayılarından da anlaşılacağı üzere, talep fazlalığı nedeni ile organ bekleyen hastalar mevcut yasalar dışında üçüncü şahıslardan organ tedarikine yönelebilecektir. Bu tedarik konusunda ise doğal olarak etik ve yasal olmayan süreçler devreye girebilir.

Bu konuda Türk Böbrek Vakfı olarak, konusunda uzmanlardan oluşan 'Etik Kurulların' devre dışı kalmasında en önemli çekincemiz, gelişmenin açık olarak organ ticaretinin önü açılacağı yönündedir. Hakimler ise uzmanlık açısından, Etik Kurul mensupları kadar bilgi ve donanıma sahip olmadıkları için, Mahkemelerce verilen kararların niteliği tartışılır hale gelmiş bulunmaktadır."

 

//medimagazin